2026 Yılı Merkezi Yönetim Bütçesi Kanunu’ndaki gelir, gider ve denkleştirme konularını; önceki yıla ait bütçe rakamları ve 11 aylık gerçekleşmelerle karşılaştırmalı olarak değerlendirerek, her zamanki gibi muazzam bir analiz kaleme almıştır.
Benimle analizini paylaşan Mahmut Bey’e yürekten teşekkür ederken, söz konusu çalışmanın özellikle ekonomi, siyaset ve akademi dünyası tarafından mutlaka okunması gerektiğini düşünüyorum.
İktidar ve muhalefet kanadının da bu analizi dikkatle incelemesi gerektiğine inanıyorum. Çünkü bu çalışma; her iki taraf için de son derece akademik, tamamen verilere dayalı, polemikten ve politik yaklaşımlardan uzak bir analizdir.
İşte Mahmut Esen’in analizi…
Orta Vadeli Program’da (2026-2028) belirlenmiş politika, hedef ve önceliklere ve özel mevzuatına göre hazırlanmış olan 2026 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi; TBMM’de yapılan görüşmeler sonrasında, 21.12.2025 tarihli ve 7567 sayılı Kanun’la, gelir ve gider bütçe tahminlerinde gerçekleştirilen 50 milyar TL’lik artış dışında herhangi bir değişikliğe uğramadan aynen kabul edilmiştir.
Ülke ve ulus sorunlarının tespiti ile alınması gereken önlemler açısından; kamunun gelirlerinin toplanması, giderlerin gerçekleştirilmesi, açıkların finansmanı, kamunun varlık ve borçları ile diğer yükümlülüklerinin yönetimini kapsayan kamu maliyesinin içinde bulunduğu durumun iyi bilinmesi ve gelişmelerin yakından izlenmesi özel bir önem taşımaktadır.
Bu bağlamda merkezi yönetim bütçesi kanunları; teklifleri, gerekçeleri ve ekleriyle birlikte güncel, nitelikli ve önemli bilgiler içermektedir.
Bilindiği üzere merkezi yönetim bütçelerinin hazırlanmasında temel doküman olan Orta Vadeli Programlar (OVP); ülke ekonomisine ilişkin makro politikaları, temel ekonomik büyüklükleri, gelecek üç yıla ait gelir ve giderleri, bütçe dengesi gibi bilgi ve belgeleri içermektedir.
Hazine ve Maliye Bakanlığı ile Strateji ve Bütçe Başkanlığı tarafından, On İkinci Kalkınma Planı esasları dikkate alınarak hazırlanmış ve Cumhurbaşkanınca 7.9.2025 tarihinde onaylanmış olan OVP’de, 2026-2028 dönemini kapsayan makroekonomik göstergelerden bazılarının gerçekleşme durumları, gerçekleşme tahminleri ve program hedeflerini gösteren tablolar yer almaktadır.
2026 Merkezi Yönetim Bütçesi (MYB) gelir ve gider tahminleri yapılırken; OVP uyarınca reel büyüme %3,8, GSYH deflatörü %19,7 ve yıl sonu TÜFE enflasyonu ise %16 olarak baz alınmıştır.
ABD Dolar kuru ise gösterge niteliğinde 46,60 TL olarak kabul edilmiştir.
Büyüme ve enflasyon hedeflerindeki sapmalar ile kurdaki değişimler, tahmin edilen bütçe büyüklüklerini doğrudan etkilemektedir.
GSYH (Cari Fiyatlarla)
2024 yılında 44,587 trilyon TL olarak gerçekleşen GSYH’nin;
2025 yılında %39,5 artışla 62,179 trilyon TL olarak gerçekleşeceği tahmin edilmiş,
2026 yılında ise %24 artışla 77,257 trilyon TL’ye ulaşması hedeflenmiştir.
2024 yılında %3,3 olarak gerçekleşen GSYH büyümesinin, 2025 yılında da %3,3 olacağı tahmin edilmiş; 2026 yılında ise %3,8 seviyesine yükseltilmesi hedeflenmiştir.
Kişi Başına Gelir (GSYH, Dolar)
2024 yılında 15.325 dolar olarak gerçekleşen kişi başına gelirin;
2025 yılında %15,8 artışla 17.748 dolar olacağı tahmin edilmiş,
2026 yılında ise %5 artışla 18.621 dolar olması programlanmıştır.
Dış Ticaret (Milyar Dolar)
2024 yılında 261,8 milyar dolar olarak gerçekleşen ihracatın;
2025 yılında %4,5 artışla 273,8 milyar dolar olacağı tahmin edilmiş,
2026 yılında ise %3 artışla 282 milyar dolara yükseltilmesi beklenmektedir.
2024 yılında 344 milyar dolar olarak gerçekleşen ithalatın;
2025 yılında %6 artışla 367 milyar dolara yükseleceği tahmin edilmiş,
2026 yılında ise %3 artışla 378 milyar dolar olacağı öngörülmüştür.
İhracatta rekor artışlar sıklıkla gündeme taşınırken, ithalattaki rekorların göz ardı edildiği görülmektedir.
Oysa ihracat gelirlerinin ithalat giderlerini karşılamadığı bilinmektedir.
Nitekim;
2024 yılında -82,2 milyar dolar olarak gerçekleşen dış ticaret açığının,
2025 yılında -93,2 milyar dolara yükseleceği tahmin edilmiş,
2026 yılında ise -96 milyar dolar olarak programlanmıştır.
2024 yılında %76 seviyesinde gerçekleşen ihracatın ithalatı karşılama oranının;
2025 yılında %74 olacağı tahmin edilmiş,
2026 yılında da %74 seviyesinde kalması hedeflenmiştir.
Cari İşlemler Dengesi (Milyar Dolar)
2024 yılında -10,2 milyar dolar açık veren cari işlemler dengesinin;
2025 yılında -22,6 milyar dolara çıkacağı tahmin edilmiş,
2026 yılında ise -22,3 milyar dolar olacağı programlanmıştır.
2024 yılında %-0,8 olan cari açığın milli gelire oranının;
2025 yılında %-1,4’e yükseleceği tahmin edilmiş,
2026 yılında ise %-1,3 olarak programlanmıştır.
2024 yılı sonunda %44,4 olarak gerçekleşen TÜFE’nin;
2025 yılında %28,5,
2026 yılında ise %16’ya düşmesi hedeflenmiştir.
2024 yılında %8,7 olan işsizlik oranının;
2025 yılında %8,5,
2026 yılında ise %8,4’e düşmesi öngörülmüştür.
Bütçe hazırlanmasında temel veri olmakla birlikte, OVP’de yer alan tahmin ve hedeflerde tutarsızlıklar ve çelişkiler bulunduğu, bu nedenle OVP’lerin sıklıkla geniş kapsamlı revizyonlara tabi tutulduğu bilinmektedir.
Bu sebeple, 2026 yılı için belirlenmiş %16 enflasyon hedefinin de gerçekleşmesi zor görülmektedir.
Faiz giderleri için %40 artışla 2,741 trilyon TL,
personel giderleri için ise %41,2 artışla 4,907 trilyon TL ödenek öngörülmüştür.
Bütçe gelirleri, faiz dışı giderleri ancak karşılayabilmektedir.
Faiz dışı fazla yalnızca yaklaşık 29 milyar TL civarındadır.
Bir önceki yıla göre;
2024 yılında %168 artışla gerçekleşmiş olan personel giderlerinde,
2025 yılında %36,
2026 yılı için ise %41,2 oranında artış öngörülmüştür.
2025 yılı Ocak–Kasım dönemi gerçekleşmelerine göre; faiz ve personel giderleri için ayrılan ödeneklerin yetersiz kalacağı, buna karşılık diğer ödeneklerden sağlanacak tasarruflarla birlikte gider bütçesi gerçekleşmesinin %100’ün az da olsa üzerinde oluşacağı anlaşılmaktadır.
2026 yılı toplam bütçe ödeneklerinin gider türlerine göre dağılımında; bir önceki yıla kıyasla personel, faiz ve sermaye transfer giderlerinde artış, cari transferler ve sermaye giderlerinde ise azalış görülmektedir. Bunun dışında kayda değer bir değişiklik yoktur.
Önceki yılda olduğu gibi toplam giderler içinde en büyük pay %36,3 ile cari giderlere aittir.
Bunu %25,8 ile personel giderleri, %14,4 ile faiz giderleri izlemektedir.
Faiz giderlerinin; sermaye giderleri ile mal ve hizmet alım giderleri toplamından ve personel giderlerinin yarısından bile fazla olduğu görülmektedir.
Fonksiyonel sınıflandırmaya göre; sağlık, kamu düzeni ve güvenlik, genel kamu ve savunma hizmetleri ödeneklerindeki artış oranları ortalamanın üzerinde; sosyal güvenlik ve sosyal yardım, çevre koruma, ekonomik işler ile iskan ve toplum refahı hizmetlerinde ise ortalamanın altında kalmıştır.
Toplam ödeneklerin hizmetlere göre dağılımında bir önceki yıla göre kayda değer bir değişiklik bulunmamaktadır.
Fonksiyonel sınıflandırmaya göre en büyük pay %36,3 ile genel kamu hizmetlerine ayrılmıştır.
Bunu %17,1 ile sosyal güvenlik ve sosyal yardım hizmetleri,
%12,3 ile eğitim hizmetleri,
%11,6 ile ekonomik işler izlemektedir.
Performans esaslı program bütçe uygulaması kapsamında; 2024 ve sonraki yıllar için 67 program belirlenmiş ve ödenekler bu programlara göre tahsis edilmiştir.
En fazla ödenek;
3 trilyon TL ile Hazine varlıkları ve yükümlülüklerinin (borç stoku) yönetimi,
1,872 trilyon TL ile sosyal güvenlik,
1,660 trilyon TL ile yerel yönetimlerin güçlendirilmesi programlarına ayrılmıştır.
2026 yılı merkezi yönetim bütçe gelirleri, 2025 yılı bütçe tahminlerine göre %27,7 artışla 16,266 trilyon TL olarak belirlenmiştir.
Bu gelirlerin;
13,833 trilyon TL’si (%85) vergi gelirleri,
2,248 trilyon TL’si (%13,8) vergi dışı gelirler,
184 milyar TL’si (%1) ise özel bütçeli kuruluşlar ve düzenleyici-denetleyici kurum gelirlerinden oluşmaktadır.
2026 yılı vergi gelirleri, önceki yıla göre %24,1 artışla 13,833 trilyon TL olarak tahmin edilmiştir ve bütçe gelirlerinin %85’ini oluşturmaktadır.
Kurumlar Vergisi ve ithalden alınan KDV gelirlerinde net düşüş öngörülmektedir.
Gelir Vergisi, dahilde alınan KDV, Damga Vergisi ve harçlar dışındaki kalemlerde artışlar ortalamanın altında kalmıştır.
Gelir Vergisinde %65, harçlarda ise %62’ye ulaşan artış oranları dikkat çekmektedir.
Gelir Vergisinin vergi gelirleri içindeki payı %25’e yükselmiştir.
Vergi dışı gelirler de %46,6 artışla 2,248 trilyon TL olarak tahmin edilmiştir.
2024 yılı gerçekleşmelerine göre Gelir Vergisinin %92’si stopaj yoluyla tahsil edilmiştir. Bunun yaklaşık %70’i işçi ve memurlardan yapılan kesintilerden oluşmaktadır.
Bu nedenle; asgari ücrete vergi istisnası uygulanmasına rağmen, vergi dilimlerinin enflasyonun altında artırılması sebebiyle çalışanların 2026 yılında daha fazla vergi ödeyeceği anlaşılmaktadır.
ÖTV ve KDV gelirleri toplam vergi gelirlerinin %47,4’ünü oluşturmaktadır.
Dolaylı vergilerin payı 2024 yılında %66,7 olarak gerçekleşmiştir.
Dolaylı vergilerin sosyal adalet ve gelir dağılımı açısından olumsuz etkileri açıktır.
Bu nedenle dolaysız vergilerin payının artırılması gerekmektedir.
2026 yılında sermaye (varlık) satışlarından 202,8 milyar TL gelir öngörülmüştür. Bunun;
18,1 milyar TL’si lojman ve arazi,
9,7 milyar TL’si 2/B taşınmazları,
185 milyar TL’si ise diğer sermaye (hisse) satışlarından sağlanacaktır.
Diğer yıllarda olduğu gibi, giderlerin gelirlerden fazla olması nedeniyle 2026 yılı merkezi yönetim bütçesi denk hazırlanmadı.
2026 yılı bütçe gelirleri, giderlerin yalnızca %85,7’sini karşılayabilmektedir.
Gelirler, faiz hariç giderleri bile ancak karşılayabilmektedir.
Bütçe, 2,713 trilyon TL net borçlanma ile denkleştirilmiştir.
Faiz dışı dengenin artıya geçememesi nedeniyle borç stokunun azalması bir yana, artacağı anlaşılmaktadır.
31.11.2025 itibarıyla merkezi yönetimin;
7,941 trilyon TL iç borç,
5,383 trilyon TL dış borç olmak üzere,
toplam 13,325 trilyon TL borç stoku bulunmaktadır.