Yasin Güler

Tarih: 28.05.2023 07:54

Diyarbakır'ın Fethi ve Ardından Gelen Sorunlar:

Facebook Twitter Linked-in

Bir Değerlendirme

Son dönemde Diyarbakır'ın fetih edildiği söylemiyle gündemimize oturan bu konuyu daha detaylı bir şekilde ele almak istiyorum. Ancak, Diyarbakır'ın fetih edilmesinin ardından yaşanan sorunları dile getirmek, bu süreçte ortaya çıkan sıkıntıları anlamamız ve çözüm önerileri sunmamız açısından önemlidir.

Öncelikle, Diyarbakır'ın tarihi ve kültürel zenginlikleriyle öne çıkan bir şehir olduğunu belirtmek gerekir. Ancak, son yıllarda yaşanan terör olayları ve iç karışıklıklar, şehrin huzurunu ve gelişimini olumsuz etkilemiştir. Fetih programları, bu tür sorunların aşılması ve şehrin yeniden canlanması için önemli bir programdır. 

Ancak, Diyarbakır'ın yönetiminde yaşanan sorunlar, kaygı verici bir durum oluşturmaktadır. İthal edilen bürokratlar, yerel halkın ihtiyaçlarını ve beklentilerini yeterince anlayamama riski taşımaktadır. Bunun yanı sıra, dayatma vekiller ve rantçılar, şehrin kaynaklarının gereksiz yere sömürülmesine ve halkın hakkının gasp edilmesine yol açabilmektedir.

Şuna bir açıklama yapmak gerekirse bizim eleştirdiğimiz kısım şehrin halkını anlamama yönünde nitekim Rahmetli Gaffar Okkan'da ithaldi ama gönüllerde yer edindi.

Gölgelerde saklananların haberlere konu olan Liyakatsizliği, adamcılığı ve ihaleye fesat karıştırmaları gibi sorunlar da Diyarbakır'ın yönetiminde ciddi birer engel oluşturmaktadır. Bu tür uygulamalar, şehrin kalkınmasını ve adil bir yönetim anlayışının oluşmasını engellemektedir. 

Ayrıca, Diyarbakır'ın sinir uçlarına sızan aşağılık kişilerin, partilerin, vakıfların ve derneklerin faaliyetleri üzerindeki etkileri de endişe vericidir. Bu durum, şehrin sosyal ve kültürel dokusuna zarar vererek toplumsal huzursuzluklara yol açabilir.

Özellikle, Şeyh Said gibi önemli alimlerin bu şehirde asılması Tarihi değeri olan bir olayı yaşatan bir partinin, şu anda Diyarbakır'da vekil çıkarabilmesi, derin bir sorgulamayı beraberinde getirmektedir.

Bütün bu sorunlar ve eksiklikler, memleketimizin sahipsiz hissini uyandırmaktadır. Toplum olarak bu tür sorunları dile getirdiğimizde ise her türlü çirkefliğe maruz kalabiliyoruz. Ancak, bu durum bizi suskunluğa itmeyecek ve memleketimizin sorunlarını dile getirmekten vazgeçmeyeceğiz. Çünkü eleştiri ve düşüncelerimizi ifade etme hakkımız vardır ve sorunların çözümü için bu adımları atmamız gerekmektedir.

Diyarbakır, sadece bölgenin değil tüm ülkenin önemli bir parçasıdır. Tarihi, kültürel ve sosyal zenginlikleriyle ön plana çıkan bu şehir, potansiyelini tam anlamıyla kullanabilme ve kalkınma fırsatını hak etmektedir. Ancak, bu fırsatları değerlendirecek yöneticilerin liyakate dayalı olması ve halkın beklentilerine cevap verebilecek bir anlayışla hareket etmesi gerekmektedir.

Bu noktada, Diyarbakır'ın yeniden sahip çıkılması ve yönetiminin yerel halka güven vermesi önemlidir. İthal bürokratlar yerine, bölgenin insanlarının yeteneklerine ve bilgisine dayanan bir yönetim anlayışı benimsenmelidir. Aynı şekilde, dayatma vekillerin yerine halkın seçtiği, sorumluluk bilinciyle hareket eden vekillerin görev yapması, halkın iradesinin temsil edilmesi açısından önemlidir.

Rantçılık, adamcılık ve liyakatsizlik gibi sorunlarla mücadele edilmeli, şeffaf bir ihale sistemi kurulmalı ve yönetimde liyakate dayalı atamalar yapılmalıdır. Aynı zamanda, parti, vakıf ve dernek gibi kuruluşların faaliyetlerinde şeffaflığın sağlanması ve etik standartlara uyulması, toplumsal güvenin tesis edilmesi için elzemdir. 

Şehrin tarihindeki olayların hatırlatılmasıyla birlikte, Diyarbakır'ın geçmişini unutmadan ve kültürel mirasını koruyarak, geleceğe daha güçlü bir şekilde ilerlemek mümkündür. Torunlarınların Alimlerden ders çıkararak, hoşgörü, birlik ve beraberlik içinde hareket edebileceğimiz bir Diyarbakır inşa etmek önemlidir.

Diyarbakır'ın fetih edilmesi önemli bir dönüm noktasıdır, ancak bu fetihin ardından yaşanan sorunlar ve eksiklikler göz ardı edilmemelidir. Toplum olarak bu sorunları dile getirerek, çözüm arayışında bulunmalı ve geleceğe daha güzel bir Diyarbakır bırakmak için çalışmalıyız. Ancak bu şekilde, Diyarbakır'ın potansiyelini tam anlamıyla ortaya koyabilecek ve halkın refahı için adil bir yönetim sağlanabilecektir. Bu süreçte, toplumun farklı kesimlerinin bir araya gelerek diyalog kurması ve ortak çözüm arayışlarına yönelmesi önemlidir.

Diyarbakır'ın sahipsiz hissedildiği düşüncesi üzerinde durmak da gerekmektedir. Memleketimizin her bir köşesi, her bir vatandaşıyla değerlidir ve onlara sahip çıkmak görevimizdir. Diyarbakır'ın sorunlarına karşı duyarlı olmak, sesimizi yükseltmek ve çözüm odaklı adımlar atmak, bu güzel şehrin kalkınmasına ve gelişmesine katkı sağlayacaktır. 

Bu noktada, medya, sivil toplum kuruluşları, siyasi partiler ve yerel yönetimlerin aktif bir şekilde görev alması büyük önem taşımaktadır. Sorunların tespit edilmesi, halkın taleplerinin ve ihtiyaçlarının anlaşılması ve çözüm önerilerinin sunulması için işbirliği yapılmalıdır. Aynı zamanda, halkın katılımı ve güçlü demokratik süreçlerin işletilmesi, Diyarbakır'ın yönetiminde ve kalkınmasında büyük bir rol oynayacaktır. 

Diyarbakır'ın geçmişi ve kültürel mirası, birlikte yaşama iradesi ve hoşgörüyü simgelemektedir. Bu değerlere sahip çıkarak, şehrin sosyal, ekonomik ve kültürel potansiyelinin ortaya çıkmasını sağlayabiliriz. Eğitim, istihdam, altyapı ve sosyal hizmetler gibi alanlarda yapılan yatırımlar, Diyarbakır'ın kalkınmasına önemli katkılar sunacaktır.

Diyarbakır'ın fetih edilmesiyle birlikte yaşanan sorunlar ve eksikliklerin farkında olmalıyız. Ancak, umutsuzluğa kapılmak yerine, bu sorunları çözmek için birlikte hareket etmeliyiz. Diyarbakır'ın potansiyelini tam anlamıyla kullanabilmesi için adil bir yönetim, katılımcı bir süreç ve halkın güçlü bir şekilde sahiplenmesi gerekmektedir. Geleceğe umutla bakabilmek için bu sorunları dile getirerek çözüm arayışında olmalı ve güzelim memleketimizin kalkınması için el ele vermelidir.


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —