Gerek kamuda gerek ise özel sektörde 3-5 bin çalışanı olan kurumlar ve sendikalar, bankalarla görüşmeler yaparak kendi personeline 20 bin ile 40 bin TL arasında değişen rakamlarda promosyon ödemeleri sağlanırken, biz üvey evlatlar ise en fazla 7.500 TL almakla yetindik. Kaldı ki pek çoğumuz onu da alamadık çünkü emekli maaşı yetmediği için çeşitli ihtiyaçlarımızı karşılamak için maaş aldığımız bankadan krediler çektik. Dolayısıyla bankalar maaşlarımızı bloke etti ve kısmen yüksek promosyon ödeyen bankalara maaşımızı taşımamıza izin verilmedi. Hal böyle olunca da özellikle kamu bankalarından emekli, dul ve yetim maaşı alanlar ancak 750 TL promosyon almakla yetindi.
Emekliler Türkiye Meclisi (ETM) kendi üyelerini sürekli bilgilendirerek; bankaların emekli maaşlarını bloke edemeyeceğini, hatta hiç kimsenin nafaka alacağı ile SGK alacağı dışındaki bir gerekçe ile emekli maaşlarına haciz koyamayacağı hususunda bilgilendirmiş olsa da kamu bankaları, çoğunlukla emekli maaşlarını başka bankalara taşımaya hukuka aykırı olarak ve fiilen izin vermedi. Yargı yoluna gitmenin pahalılaştığı günümüzde dava açma yoluna da ne yazık ki gidemedik. Sadece parası olanın adalete ulaştığı bir ülke olmak ne kadar üzücü ve can yakıcı bir durum…
Kredi borcu olmayanların maaşlarını 7.500 TL promosyon ödeyen bankalara taşımaları ise tam bir eziyete dönüşmüş ve bazı bankaların önünde ciddi yığılmalara yol açmıştır. Hatta bize gelen bazı duyumlara göre insanların ilk günlerde gece saat 05:00’lerde çıkıp banka önünde beklemeye başladığı yönündeydi ki hakikaten üzücü bir durum.
Bütün bu olumsuzluğun sebebi biz emeklilerin örgütsüz ve dağınık olmamızdır. Emeklilere ödenen promosyon rakamının yükseltilmesi için bankalarla yapılan görüşmelerde ise bizden üye listeleri ve sayı istendiği içindir ki olumlu bir sonuç ne yazık ki alamadık. 13.7 milyon emekli şayet örgütlenmiş olsaydı ve kendi sendikalarını oluşturmuş olsaydılar, diğer işçi veya kamu çalışanları sendikaları gibi üyelerine 20 bin ile 40 bin TL arasında bir promosyon ödenmesini sağlayabilirlerdi. Örgütsüz olduğumuz için de diğer sendikaların kendi üyeleri için bankalarla yaptıkları promosyon ödemelerine dair sözleşme haberlerini okumakla yetindik.
Bir kez daha gördük ve yaşadık ki örgütsüz olmak, kimsesiz olmaktır. Unutulmak ve bir kenarda ölüme terk edilmektir. Oysaki biz “yaşayan ölülerden olmak” istemiyoruz ve bu duruma itiraz ediyoruz. Bu dağınık ve örgütsüz halimizle sadece 16.2 milyonluk bir kalabalığız. Oysa ki örgütlendiğimizde ülkedeki tüm dengeleri emek ve emekliden yana değiştirebilecek bir güce dönüşeceğimizi biliyoruz. Bunun için de tüm emeklileri, dul ve yetimleriyle birlikte Emekliler Türkiye Meclisi çatısı altında buluşup örgütlenmeye davet ediyoruz. Asla Yalnız Yürümeyeceksin!
Memnune Kardaş