Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin Türkiye Büyük Millet Meclisi’ndeki (TBMM) grup toplantısında yaptığı kapsamlı konuşmayla, Türkiye siyasetinde uzun süre tartışılacak mesajlar verdi. Suriye’den iç siyasete, erken seçim tartışmalarından “Terörsüz Türkiye” sürecine kadar geniş bir yelpazede değerlendirmelerde bulunan Bahçeli, özellikle Abdullah Öcalan’a umut hakkı tanınması ve Selahattin Demirtaş’ın tahliyesine yönelik ifadeleriyle dikkat çekti.
Bahçeli’nin konuşması, MHP’nin güvenlik ve milliyetçilik eksenli geleneksel söyleminin ötesine geçen, yeni bir siyasi dönemin işaretleri olarak yorumlandı.
Konuşmasına tarih, siyaset ve ahlak vurgusuyla başlayan Bahçeli, siyaseti yalnızca güç mücadelesi olarak görmediklerini ifade etti. Mithat Cemal Kuntay ve Mehmet Akif Ersoy’dan alıntılar yapan Bahçeli, siyasetin ahlak ve adaletle birlikte yürütülmesi gerektiğini savundu.
“Türkiye tarihî bir eşikten geçmektedir” diyen Bahçeli, MHP ve Cumhur İttifakı’nı yalnızca bugünün değil, geleceğin de siyasi adresi olarak tanımladı. Üç hilalin “yarınların partisi” olduğunu vurgulayan Bahçeli, Türkiye’nin iç ve dış tehditler karşısında kararlı bir duruş sergilemesi gerektiğini söyledi.
Bahçeli’nin konuşmasının ana eksenini “Terörsüz Türkiye” hedefi oluşturdu. Türkiye’nin onlarca yıldır terörle mücadele ettiğini belirten Bahçeli, gelinen noktada yeni bir safhaya geçildiğini dile getirdi. Bu süreci sabote etmeye çalışan çevreler olduğunu savunan Bahçeli, demokrasinin, insan haklarının ve toplumsal barışın birlikte güçlendirilmesi gerektiğini söyledi.
“Kürt kardeşlerimizle terör örgütlerini yan yana getirmek gafilliktir” diyen Bahçeli, Kürt yurttaşların PKK ya da YPG ile özdeşleştirilmesini sert sözlerle eleştirdi. Türk-Kürt kardeşliğinin hedef alınmasının Türkiye’yi zayıflatacağını vurguladı.
Bahçeli, konuşmasının en çarpıcı bölümlerinden birinde, 27 Şubat 2025’te Abdullah Öcalan tarafından yapılan “Barış ve Demokratik Toplum” çağrısına PKK’nın uyduğunu ileri sürdü. Bahçeli, bu çağrının yalnızca Türkiye’de değil, Suriye sahasında da karşılık bulduğunu belirterek, örgütün lağvedildiğini ve silahların bırakıldığını söyledi.
“PKK’nın kurucu önderliği verdiği sözlerin arkasında durmuştur” diyen Bahçeli, bu sürecin tüm örgüt bileşenleri açısından bağlayıcı olduğunu savundu. Bu ifadeler, devletin güvenlik politikalarında yeni bir döneme girildiği şeklinde yorumlandı.
Bahçeli’nin konuşmasının en çok ses getiren bölümü ise hukuki ve siyasi sonuçları olabilecek çağrıları oldu. Abdullah Öcalan’a “umut hakkı” tanınması gerektiğini söyleyen Bahçeli, cezaevindeki Selahattin Demirtaş’ın tahliyesi çağrısında bulundu.
Ayrıca, görevden alınarak yerlerine kayyum atanan Mardin Büyükşehir Belediye Eş Başkanı Ahmet Türk ile Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer’in görevlerine iade edilmesi gerektiğini dile getirdi.
Bahçeli, bu süreci şu sözlerle özetledi:
“Anadolu huzura, Öcalan umuda, Ahmetler makama, Demirtaş yuvasına dönünceye kadar kararımız nettir.”
Bu ifadeler, MHP liderinin bugüne kadarki en sıra dışı siyasi çıkışlarından biri olarak değerlendirildi.
Bahçeli, Suriye’de “devlet içinde devlet” anlayışına izin verilmeyeceğini savundu. Suriye’nin toprak bütünlüğünün sağlandığını öne süren Bahçeli, paralel ordu ve yapıların artık hayal olduğunu söyledi. YPG’ye karşı net bir tavır alan Bahçeli, Kürt halkının bu yapılarla özdeşleştirilmesini sert bir dille eleştirdi.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in Suriye politikalarına yönelik eleştirilerine de yanıt veren Bahçeli, bu açıklamaları “siyasi hezeyan” olarak nitelendirdi. Bahçeli, Suriye’nin toprak bütünlüğüne karşı yapılan her açıklamanın Türkiye’nin güvenliğini zayıflatacağını savundu.
Bahçeli, erken seçim çağrılarını da kesin bir dille reddetti. CHP’nin bu yöndeki taleplerini eleştiren Bahçeli, seçim takviminin belli olduğunu ve erken seçimin gündemde olmadığını vurguladı.
“Cumhur İttifakı olarak bizim açacağımız kapı, erken seçim değil Türkiye Yüzyılı’nın kapısıdır” ifadelerini kullandı.
Bahçeli’nin grup konuşması, MHP’nin klasik güvenlikçi çizgisiyle toplumsal barış vurgusunu bir araya getiren yeni bir siyasi söylem olarak değerlendiriliyor. Öcalan, Demirtaş ve kayyum konularında dile getirilen çağrıların, önümüzdeki süreçte siyaset ve hukuk alanında nasıl karşılık bulacağı merak konusu.
Konuşma, yalnızca MHP tabanında değil, Türkiye siyasetinin tamamında derin etkiler yaratacak nitelikte görülüyor.